Av. Enes Müjde
Avukata Karşı Açılacak Alacak veya Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süreleri
Tazminat Hukuku

Avukata Karşı Açılacak Alacak veya Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süreleri

24 Haziran 2026·Tazminat Hukuku

Yazar: Av. Enes Müjde

Giriş

Avukat-müvekkil ilişkisi, temelinde derin bir güvene dayanır. Hukuki bir sorunla karşılaştığınızda, haklarınızı koruması ve sizi en doğru şekilde yönlendirmesi için bir avukata vekalet verirsiniz. Ancak her insani ilişkide olduğu gibi, bu süreçte de zaman zaman anlaşmazlıklar veya hatalar yaşanabilir. Avukatınızın bir işlemi eksik yapması, bir süreyi kaçırması veya size ait olan bir parayı iade etmemesi gibi durumlar, sizi hem maddi hem de manevi olarak zarara uğratabilir. İşte bu gibi durumlarda, avukatınıza karşı hukuki yollara başvurma hakkınız doğar. Ancak bu hakkınızı kullanmak için sonsuz bir zamanınız yoktur. Kanunlar, her türlü alacak ve tazminat talebi için belirli süreler öngörür. Bu sürelere “zamanaşımı” denir ve hak kaybı yaşamamak için bu süreleri bilmek hayati önem taşır.

Avukatın Hukuki Sorumluluğu ve Zamanaşımı Kavramı

Bir avukatla anlaştığınızda, aranızda hukuki niteliği itibarıyla bir “vekalet sözleşmesi” kurulmuş olur. Bu sözleşme, avukata belirli görev ve sorumluluklar yükler. Bunların en başında “özen yükümlülüğü” gelir. Bu, avukatın üstlendiği işi, bilgili, tedbirli ve dürüst bir vekil olarak, müvekkilinin menfaatini gözeterek yürütmesi gerektiği anlamına gelir. Eğer avukat, bu özen yükümlülüğüne aykırı davranırsa (örneğin, bir dava dilekçesini süresinde vermezse, önemli bir delili mahkemeye sunmayı unutursa veya yanlış hukuki tavsiyede bulunursa) ve bu yüzden müvekkili bir zarara uğrarsa, avukatın tazminat sorumluluğu doğar.

İşte bu sorumluluktan doğan hakkınızı talep etmek için kanunun tanıdığı süreye “zamanaşımı” denir. Zamanaşımı, bir hakkın belirli bir süre içinde talep edilmemesi durumunda, o hakkın dava yoluyla elde edilebilme imkanını ortadan kaldıran bir hukuki kurumdur. Yani, süre geçtikten sonra dava açsanız bile, davalı (bu durumda avukat) “zamanaşımı itirazında” bulunursa, mahkeme davanızı esasa girmeden, yani haklı olup olmadığınızı incelemeden reddeder. Bu nedenle, avukatınızın bir hatası nedeniyle zarara uğradığınızı düşünüyorsanız, zamanaşımı sürelerini kaçırmamak için hızlı hareket etmeniz kritik öneme sahiptir. Bu süreler, talebinizin niteliğine göre değişiklik gösterir.

Avukata Karşı Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi

Avukatın mesleki bir hatası veya ihmali nedeniyle uğradığınız zararın giderilmesi için açacağınız davalar, tazminat davası niteliğindedir. Bu tür davalardaki zamanaşımı süresi, özel bir kanun olan Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

İlgili maddeye göre, avukatın göreviyle ilgili bir eyleminden dolayı açılacak tazminat davaları için zamanaşımı süresi iki aşamalıdır:

  1. Bir Yıllık Süre (Nispi Süre): Bu süre, zarar gören müvekkilin, uğradığı zararı ve bu zarardan sorumlu olan avukatı öğrendiği tarihten itibaren başlar. Buradaki kilit nokta “öğrenme” anıdır. Örneğin, avukatınızın temyiz başvuru süresini kaçırdığı için davanızın kesinleştiğini ve hak kaybına uğradığınızı, mahkemeden gelen kesinleşme kararının size tebliğ edildiği gün öğrendiyseniz, bir yıllık süre o gün işlemeye başlar. Bu süre, sizin zararı ve sorumluyu subjektif olarak bildiğiniz andan itibaren işleyen kısa bir süredir ve hak arama sürecini geciktirmemeniz gerektiğini gösterir.

  2. Beş Yıllık Süre (Mutlak Süre): Kanun, müvekkilin zararı çok geç öğrenmesi ihtimaline karşı bir üst sınır da koymuştur. Buna göre, zarara yol açan olayın (avukatın hatalı eyleminin) gerçekleştiği tarihten itibaren her halükarda beş yıl geçtikten sonra tazminat davası açılamaz. Yani, zararı ve sorumluyu beş yıl geçtikten sonra öğrenseniz bile, bu mutlak süre dolduğu için dava hakkınız zamanaşımına uğramış olur.

Bu kuralın önemli bir istisnası vardır: Eğer avukatın eylemi aynı zamanda Türk Ceza Kanunu'na göre bir suç teşkil ediyorsa (örneğin, görevi kötüye kullanma, dolandırıcılık veya zimmet gibi) ve ceza kanunundaki o suç için öngörülen dava zamanaşımı süresi daha uzunsa, tazminat davası için de bu daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Bu, müvekkili koruyan önemli bir hükümdür.

Avukata Verilen Paranın İadesi (Alacak Davası) İçin Zamanaşımı

Her zaman avukata karşı talepler, mesleki hatadan kaynaklanan bir tazminat talebi olmayabilir. Bazen konu, doğrudan bir alacağın iadesidir. Örneğin, dava masrafları için avukatınıza belirli bir miktar para vermiş olabilirsiniz, ancak dava sonunda bu paranın bir kısmı artmış olabilir. Veya avukatınız, icra takibi yoluyla karşı taraftan sizin adınıza bir miktar para tahsil etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda avukatın size iade etmesi gereken bir para, yani bir alacak söz konusudur.

Bu tür alacakların iadesi için açılacak davalar, avukatın mesleki hatasından kaynaklanan bir tazminat davası değil, vekalet sözleşmesinden doğan bir alacak davasıdır. Bu nedenle burada Avukatlık Kanunu'ndaki bir yıllık özel zamanaşımı süresi uygulanmaz. Bunun yerine, genel hüküm olan Türk Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı sürelerine bakılır.

Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesine göre, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu beş yıllık süre ne zaman başlar? Süre, alacağın “muaccel olduğu” yani istenebilir hale geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Avukatın size hesap vererek artan parayı iade etmesi gereken tarih veya sizin adınıza tahsil ettiği parayı size ödemesi gereken tarih, alacağın muaccel olduğu tarihtir. Örneğin, avukat icra dosyasından parayı 10 Ocak 2024'te tahsil ettiyse, size bu parayı ödeme borcu o tarihte doğar ve beş yıllık zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren başlar. Bu ayrım çok önemlidir; zira talebinizin niteliğini doğru belirlemek, hangi zamanaşımı süresine tabi olduğunuzu ve dolayısıyla hak kaybı yaşayıp yaşamayacağınızı doğrudan etkiler.

Ne Yapılmalı? Zamanaşımı Sürecinde İzlenecek Yol

Avukatınızla bir sorun yaşadığınızda panik yapmak yerine durumu sakin ve planlı bir şekilde yönetmek önemlidir. Zamanaşımı süreleri işlemeye devam ederken atabileceğiniz adımlar şunlardır:

  1. İletişim Kurun: İlk olarak, durumu avukatınızla açıkça konuşmayı deneyin. Belki de ortada bir yanlış anlaşılma vardır ve sorun karşılıklı görüşme ile çözülebilir. Bu görüşmeleri ve sonuçlarını (e-posta, mesaj gibi) yazılı olarak kaydetmeniz ileride delil olması açısından faydalı olabilir.

  2. Zamanaşımını Kesme (Durdurma): Eğer iletişimle sonuç alamazsanız ve dava açmaya karar verirseniz, zamanaşımı süresini “kesen” işlemler yapabilirsiniz. Zamanaşımının kesilmesi, o ana kadar işlemiş olan sürenin sıfırlanması ve sürenin yeniden baştan başlaması demektir. Zamanaşımını kesen başlıca işlemler şunlardır:

    • Dava Açmak veya İcra Takibi Başlatmak: Asıl alacak veya tazminat için mahkemede dava açmak ya da icra dairesinde takip başlatmak, zamanaşımını keser.
    • Arabulucuya Başvurmak: Günümüzde birçok alacak ve tazminat davası için arabuluculuk bir dava şartıdır. Arabuluculuk sürecine başvurmanız, zamanaşımı süresini durdurur ve süreç sona erdiğinde kaldığı yerden devam etmesini sağlar.
    • Borcun İkrar Edilmesi: Avukatınızın size olan borcunu yazılı veya sözlü olarak kabul etmesi (örneğin, “Sana olan borcumu biliyorum, en kısa zamanda ödeyeceğim” demesi) borç ikrarıdır ve zamanaşımını keser.
  3. Başka Bir Avukattan Görüş Alın: Durumunuzu objektif bir şekilde değerlendirmesi için başka bir meslektaşından hukuki görüş almak, en doğru adımdır. Yeni avukatınız, talebinizin hukuki niteliğini (tazminat mı, alacak mı), tabi olduğu zamanaşımı süresini ve elinizdeki delilleri değerlendirerek size bir yol haritası çizecektir.

  4. Baroya Şikâyet: Avukatınıza karşı hukuki bir dava açmanın yanı sıra, bağlı olduğu Baro'ya da disiplin soruşturması başlatılması için şikâyette bulunabilirsiniz. Örneğin, Elazığ'da faaliyet gösteren bir avukatla sorun yaşayan bir kişi, Elazığ Barosu Başkanlığı'na bir dilekçe ile başvurabilir. Baro tarafından yürütülen disiplin süreci, avukatın meslek kurallarına aykırı davranıp davranmadığını inceler ve uyarma, kınama, para cezası ve hatta meslekten çıkarma gibi disiplin cezaları verebilir. Bu süreç, sizin maddi zararınızı doğrudan gidermez ancak açacağınız hukuk davasında önemli bir delil teşkil edebilir.

Sonuç

Avukatınıza karşı bir alacak veya tazminat talebiniz olduğunda, kanunun size tanıdığı süreler sınırlıdır. Mesleki hatadan kaynaklanan tazminat talepleri için zararı öğrendiğiniz andan itibaren bir yıl, her halükarda olaydan itibaren beş yıl içinde harekete geçmeniz gerekir. Eğer talebiniz avukata verdiğiniz veya avukatın sizin adınıza tahsil ettiği bir paranın iadesine yönelikse, bu durumda zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, kaçırılması durumunda haklı olsanız bile davanızın reddedilmesine neden olabilir. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü detayları olduğunu unutmamak ve hak kaybı yaşamamak adına, süreci doğru yönetmek için bir hukuk profesyonelinden destek almak en sağlıklı yoldur.

Av. Enes Müjde

Yazan

Av. Enes Müjde

Elazığ Barosu

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki süreçleriniz için bir avukata danışmanız önerilir.

Hukuki Danışmanlık Alın

Hukuki süreçlerinizde profesyonel destek için bizimle iletişime geçin.

Bize Ulaşın