Av. Enes Müjde

İş Kazası Sonucu Taksirle Yaralanmada Savcılığa Şikayet Dilekçesi

24 Ekim 2026·Ceza Hukuku

İş kazası sonucu meydana gelen yaralanmalarda, işveren veya diğer sorumluların ihmali (taksiri) varsa, mağdur işçi veya yakınları Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi vererek bu kişilerin Taksirle Yaralama suçundan yargılanmasını ve cezalandırılmasını talep edebilir. Bu şikayet, işçinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) yapılan bildirimden ve hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davasından tamamen bağımsız ve ayrı bir cezai süreçtir. Birçok çalışan, iş kazası geçirdiğinde aklına ilk olarak SGK'ya yapılacak bildirim ve maddi-manevi tazminat davası açma hakkı gelse de olayın bir de ceza hukuku boyutu bulunmaktadır. İşverenin gerekli önlemleri almaması gibi bir ihmal söz konusuysa, bu durum sadece bir tazminat borcu doğurmaz, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil edebilir. Bu nedenle, yaralanan işçinin adaletin sağlanması ve benzer kazaların önlenmesi adına şikayet hakkını kullanması önemlidir.

İş Kazası ve Taksirle Yaralama Suçu Arasındaki Bağlantı

İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle maruz kaldığı ve bedensel ya da ruhsal olarak zarara uğradığı olaylar iş kazası sayılır. Bu tanım, sosyal güvenlik hakları açısından bir çerçeve çizer.

Olayın ceza hukuku boyutu ise "taksirle yaralama" suçu ile ortaya çıkar. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 89. maddesinde düzenlenen bu suç, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bir başkasının vücuduna acı verilmesine veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olma fiilini kapsar. Burada kilit kavram "taksir"dir. Taksir, failin suçu işlemek istememesi ancak sonucun meydana gelmemesi için gerekli dikkat ve özeni göstermemesi halidir. İş kazaları bağlamında bu, işverenin veya sorumlu yöneticilerin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca alması gereken önlemleri almaması (örneğin, koruyucu ekipman vermemesi, makinelerin bakımını yaptırmaması, tehlikeli bir alana uyarı levhası koymaması) ve bu ihmal neticesinde bir işçinin yaralanması durumunda gerçekleşir. İşveren, kazanın olmasını istememiş olabilir ancak kanunların kendisine yüklediği güvenlik önlemlerini almayarak öngörülebilir bir riske göz yummuş olur. İşte bu noktada iş kazası, taksirle yaralama suçuna dönüşür.

İşverenin Cezai Sorumluluğu ve Soruşturma Süreci

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü, anayasal bir temelden başlayarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İşveren, işyerindeki tüm riskleri değerlendirmek, bu risklere karşı önlem almak, çalışanları eğitmek ve denetlemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucu bir iş kazası yaşanırsa, işveren veya işveren adına hareket eden temsilcilerin (şantiye şefi, fabrika müdürü, formen vb.) cezai sorumluluğu gündeme gelir.

Mağdur işçinin savcılığa şikayette bulunması üzerine bir ceza soruşturması başlar. Bu süreçte Cumhuriyet Savcısı, olayın bir suç teşkil edip etmediğini araştırır. Soruşturma kapsamında şu işlemler yapılır:

  1. Delillerin Toplanması: Savcı, olayın nasıl meydana geldiğini aydınlatmak için kaza yeri incelemesi yaptırabilir, SGK müfettiş raporlarını, varsa kamera kayıtlarını, işçinin sağlık raporlarını ve adli tıp raporlarını dosyaya ekler.
  2. İfadelerin Alınması: Mağdur işçinin (müşteki), olayı gören diğer çalışanların (tanıklar) ve hakkında şikayette bulunulan işveren veya yetkililerin (şüpheli) ifadeleri alınır.
  3. Bilirkişi Raporu: En önemli adımlardan biri, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasıdır. Bu rapor, kazanın meydana gelmesinde kimin ne oranda kusurlu olduğunu (işverenin ihmali, işçinin kendi kusuru vb.) teknik olarak tespit eder.

Soruşturma sonunda savcı, toplanan delillere göre işverenin veya sorumluların taksirli bir davranışla kazaya sebebiyet verdiğine dair yeterli şüpheye ulaşırsa, Asliye Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açılması için bir iddianame düzenler. Yeterli delil bulamazsa, Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) verebilir. Bu karara itiraz yolu açıktır.

İş Kazası Sonrası Savcılığa Şikayet Adımları ve Dilekçe Hazırlığı

İş kazası geçiren ve yaralanan bir işçinin, sorumluların cezalandırılması için izlemesi gereken adımlar bulunmaktadır. Sürecin en başında panik yapmadan ve delilleri koruyarak hareket etmek, davanın geleceği için kritik öneme sahiptir.

İlk Adımlar: Kaza sonrası derhal tıbbi yardım alınmalı ve durumu belgeleyen bir doktor raporu, mümkünse bir devlet hastanesinden veya adli tıp biriminden adli rapor alınmalıdır. Olay yerinin ve yaralanmaların fotoğraflarının çekilmesi, kazayı gören tanıkların isim ve iletişim bilgilerinin alınması da çok önemlidir. Bu deliller, daha sonra savcılığa sunulacak dilekçeyi güçlendirir.

Şikayet Nereye ve Nasıl Yapılır?: Şikayet, olayın yaşandığı yerdeki veya işverenin adresinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir dilekçe ile yapılır. Ayrıca en yakın polis karakoluna veya jandarma komutanlığına giderek sözlü beyanda bulunmak suretiyle de şikayetçi olunabilir. Bu durumda, ifade bir tutanağa geçirilir ve ilgili savcılığa gönderilir.

Şikayet Dilekçesinin İçeriği: Dilekçe, hukuki bir dille ve net bir şekilde yazılmalıdır. Dilekçede bulunması gereken temel unsurlar şunlardır:

  • Başlık: İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın adı (Örneğin, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'na).
  • Müşteki (Şikayetçi): Ad, soyad, T.C. kimlik numarası ve adres bilgileri.
  • Şüpheli: İşveren (şirket unvanı) ve/veya sorumlu olduğu düşünülen kişilerin (isim, unvan) bilgileri. Bilinmiyorsa "Faili Meçhul" veya "Sorumlular" olarak belirtilebilir.
  • Suç: Taksirle Yaralama (TCK m. 89).
  • Açıklamalar: Olayın tarihi, saati ve yeri belirtilerek, kazanın nasıl meydana geldiği ayrıntılı ve kronolojik olarak anlatılmalıdır. İşverenin hangi güvenlik önlemini almadığı (baret vermemesi, iskelenin dayanıksız olması, makine koruyucusunun olmaması vb.) somut olarak ifade edilmelidir.
  • Deliller: Eldeki tüm deliller (doktor raporları, adli rapor, tanık listesi, fotoğraflar, SGK kayıtları vb.) sıralanmalıdır.
  • Sonuç ve İstem: Şüpheli/şüpheliler hakkında soruşturma yapılarak cezalandırılmaları amacıyla kamu davası açılması talebi net bir şekilde belirtilmelidir.

Ceza Davası Sürecinin Tazminat Davasına Etkisi

İş kazası sonrası mağdur işçinin iki temel hakkı bulunur: Ceza davası yoluyla sorumluların cezalandırılmasını istemek ve hukuk davası yoluyla uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini talep etmek. Bu iki süreç birbirinden bağımsız yürür ancak birbirini önemli ölçüde etkiler.

Ceza mahkemesinde açılan bir dava, İş Mahkemesi'nde görülecek olan tazminat davası için güçlü bir referans oluşturur. Ceza yargılaması sonucunda işverenin veya yetkililerin taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, hukuk hakiminin önünde işverenin kusurlu olduğuna dair çok kuvvetli bir delil teşkil eder. Borçlar Kanunu'na göre, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusurun varlığına ve oranına ilişkin tespitiyle kural olarak bağlıdır. Bu durum, tazminat davasında işçinin elini oldukça güçlendirir ve ispat yükünü hafifletir. Yani, ceza davasında kusurlu bulunan işverenin, hukuk mahkemesinde "ben kusurlu değilim" savunması yapması çok zorlaşır.

Öte yandan, ceza davasında şüpheli hakkında beraat kararı verilmesi, tazminat davasının kesin olarak kaybedileceği anlamına gelmez. Çünkü ceza hukukunda aranan ispat standardı ("şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği kesin ve inandırıcı delil) ile hukuk yargılamasındaki ispat standardı (kanaat oluşturacak delil) farklıdır. Ceza mahkemesi, suçu işlediğine dair kesin delil bulamadığı için beraat kararı verebilirken, hukuk mahkemesi aynı olayda işverenin tazminat sorumluluğu için yeterli kusuru olduğuna kanaat getirebilir. Ancak yine de ceza davasının kazanılması, tazminat sürecini hem hızlandırır hem de başarı şansını artırır.

Sonuç

İş kazası, yalnızca bir kaza veya talihsizlik olarak görülmemelidir. Özellikle işverenin alması gereken güvenlik önlemlerini almadığı durumlarda, yaşanan yaralanma bir suç teşkil etmektedir. Mağdur işçinin, Sosyal Güvenlik Kurumu ve tazminat hukuku kapsamındaki haklarının yanı sıra, sorumluların cezalandırılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunma hakkı da mevcuttur. Bu şikayet, hem adaletin tecellisi hem de işyerlerinde güvenlik kültürünün gelişerek başka kazaların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Ceza soruşturması ve tazminat davası süreçlerinin iç içe geçmiş hukuki dinamikleri barındırdığı unutulmamalıdır. Bu nedenle, hak kayıplarını önlemek ve süreci doğru yönetmek adına bir hukuk profesyonelinden destek almak faydalı olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Taksirle yaralama suçu için şikayet süresi ne kadardır?

Taksirle yaralama suçu, şikayete tabi suçlardandır. Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca, mağdurun, suçu ve suçun failini öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayette bulunması gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, altı ay geçtikten sonra yapılan şikayetler dikkate alınmaz. Bu nedenle kaza sonrası en kısa sürede şikayet hakkını kullanmak önemlidir.

Savcılığa şikayette bulunmak ücretli midir?

Hayır, Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmak veya şikayet dilekçesi vermek tamamen ücretsizdir. Adli süreçlerin işlemesi için vatandaşlardan herhangi bir başvuru harcı veya ücreti talep edilmez. Dava sürecinde yapılacak masraflar (bilirkişi ücreti, tebligat gideri vb.) ise devlet tarafından karşılanır ve dava sonucunda haksız çıkan tarafa yüklenebilir.

Şikayetimden vazgeçersem ne olur?

İş kazası sonucu oluşan taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçmenin sonucu, yaralanmanın derecesine bağlıdır. Eğer yaralanma TCK m. 89/1 kapsamında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte ise, şikayetten vazgeçme soruşturmayı veya davayı sona erdirir. Ancak yaralanma daha ağır nitelikteyse (örneğin, uzuv kaybı, duyu kaybı, kemik kırığı vb.), suçun takibi şikayete bağlı olmaktan çıkabilir ve siz vazgeçseniz bile kamu davası devam edebilir.

SGK'ya kaza bildirimi yapılması, savcılık şikayeti yerine geçer mi?

Hayır, kesinlikle geçmez. SGK'ya yapılan iş kazası bildirimi, idari bir işlemdir ve işçinin sosyal güvenlik haklarından (geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri vb.) faydalanmasını sağlar. Savcılık şikayeti ise tamamen ayrı bir süreç olup, kazada ihmali olanların cezalandırılmasına yönelik bir ceza muhakemesi işlemidir. Birini yapmak diğerini gerektirmez veya ortadan kaldırmaz; her iki sürecin de ayrıca takip edilmesi gerekir.

Av. Enes Müjde

Yazan

Av. Enes Müjde

Elazığ Barosu

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki süreçleriniz için bir avukata danışmanız önerilir.

Hukuki Danışmanlık Alın

Hukuki süreçlerinizde profesyonel destek için bizimle iletişime geçin.

Bize Ulaşın